Sevginin Yan Etkileri

Uykuya dalmak üzereydi. Genelde uyumadan önce bolca düşünürdü.

Yogun gecen bir donemde, dusunmeye uykuya dalmadan once bile vakit bulamamisti. Dusunmedikce de rahatsizligi artardi. Dusunecek vakit bulamamak rahatsiz ederdi onu. Ama bugün o rahatsızlığını dindirmişti. Epeyce düşünmüş, canini sikmisti ama rahatlamıştı da. Rahatlamak daha önemliydi.

İstemsiz kapanan gözlerini tekrar açtı. Nerede kalmıştı? İnsanlarla olan ilişkilerinde kalmıştı, hatırladı. İlişkileri ve insanlar hakkında düşünüyordu. Düşünmeden yasadığı bu günlerde insanların ona olan bağlılığının, saygısının azaldığını düşünüyordu. İnsanın sosyal bir varlık olduğunu, diğer insanlara karşı sorumlulukları olduğunu düşünmüştü. Öylece kafasına göre yasayamaz, yasarsa sevdiklerini etrafındaki insanları üzer, onları kaybederdi. Kimse yalnız başına yaşayamazdı, bunu herkes bilirdi. Genel anlamıyla kendisi de bunu bilir, insanlarla iyi ilişkiler kurar ve onları devam ettirirdi. İnsanlara karşı samimi olunduğunda, herkesle iyi bir ilişki kurulabilirdi. Bir insanla ilişkiyi devam ettirmek için de toplumca yazılmış gayet acik ve genel kurallari takip etmekten fazlasini yapmak gerekmiyordu. Onlari aramak, dertlerini ve sevinçlerini paylaşmak, ozel anlarinda yanlarinda olmak gerekiyordu. Bunlarin önemli olduğunu bilirdi, elinden geldiğince de takip ederdi. Arkadaşlık, paylaşmak bu demekti. Bunlari dusunurken, uykunun onu cekisine bir an direnemeyip gözleri yine kapandi.

Gozlerini acti. Insanlarla olan iliskileri hakkında dusundugunu hatirladi. Insanlarla olan konusmalarini, fikir alisverislerini, dertleşmelerini hatirladi. Genel olarak etrafındaki insanlar ona değer veriyor, hayatini yoluna koymasi için yardimci olmaya calisiyorlardi. O da değer verdigi insanlara aynisini yapıyor, tavsiyeler veriyor, onlar için yol haritalari çiziyordu. Iyi niyetli biriydi, bunu onlarin iyiliği için yapiyordu. En nihayetinde, insan sosyal bir varlikti. Etrafindaki insanlari kollamaliydi. Kendi penceresinden baktigi dünyada doğru olduğuna inandiklarini diğerlerinin de yapmasini istiyordu. Bu sayede sevdikleri doğru yolda ilerleyeceklerdi. Herkes böyle yapiyordu, toplum olmak bunu gerektiriyordu. Bu herkes tarafindan koşulsuz kabul edilmiş doğruya karsi bir suphesi vardi ama yillardir. Bunu toparlamak oyle kolay değildi ama. Bu doğruya itiraz etmek, yalnizlikla sonuçlanabilirdi. Kimse bunun üzerine düşünmezdi o yüzden, tehlikeliydi. Kendisi de korkardı bundan. Ama bugun bir günah islemisti ve bir adim ileri gitmişti kafasinin içinde.

Bu bir adim ileri gitme, bir anlik heyecan yaratti vücudunda. Bir ucunda uyku diğer ucunda uyaniklik olan doğru parçasının, uyaniklik tarafına sürükledi onu bu bir anlik heyecan.

Basladi. Etrafina savurduğu tavsiyeleri duşundu, etrafından ona gelenleri de. Hep sevdiklerinin iyiliği için miydi bu tavsiyeler gerçekten? Bir noktaya ulasmanin onlarca doğru yolu varken, herkesin kendi gittiği yoldan gitmesini istemiyor muydu yani? Kendince en doğru o olduğu için istiyordu bunu belki ama bir tik daha disardan bakinca; kendi gittiği yoldan gitmesini istemiyor muydu yani sevdiklerinin?Istiyordu. Bilincli veya bilinçsiz. Sadece kendi de değil, tanidigi her insan aynisini istiyordu. Bunu bilinçli yapanlarla bilinçsiz yapanlar iyi ya da kotu oluyordu aslinda. Bunu bilinçli yapmis onlarca anne babayla ve buna maruz kalmis onca çocukla tanismisti ki tum hayati boyunca. Bu toplumda bir suc değildi. O yüzden kimsenin de umrunda değildi. Herkes sinirsizca aynisini yapmaya devam ediyordu.

Herkes, sevdiklerinin kendi yaptigi yanlislari yapmamasini istiyordu. Herkes sevdiklerinin ulasmasi gereken yere kendinin doğru olduğuna inandigi o yoldan gitmesini istiyordu. Daha doğru yollar olsa bile. Herkes, herkesin kendisi gibi olmasini istiyordu. Bunu herhangi birinin yüzüne soylese kavga cikardi. Ama kendisi bile oyleydi. Bunu bilinçli ya da bilinçsiz herkes yapiyordu. Bilincli yapanlara pek tahamullu yoktu, cogu insan gibi. Ama bilinçsiz de olsa bu tamamiyle masum bir eylem değildi. O, insanlarla olan ilişkilerine değer veriyordu. O, etrafındakileri seviyordu, onlar için faydali olmaya calisiyordu, dunyayi daha iyi bir yer yapmak istiyordu. Biriyle ilişkisi bozulunca uzuluyordu. Ama geldiği nokta epey ilginç oluyordu bu doğrularla.

Herkesin, herkesin kendisi gibi olmasini istedigi bir dünyada; O, herkes gibi olmaya calisiyordu. Bu imkansizdi. Herkes gibi olmaya calismak sürekli kişiler arasinda gidip gelmekten başka bir sonuç doğurmuyordu. Cok fazla hareket etse de, yatayda hareket etmek, ilerleyememek anlamina geliyordu. Ve o cok hareket edip ilerleyemediğini hissediyordu. Cogu insan gibi. Bu toplumsal gerçek, cogu insani yorgun ama ilerleyememiş kiliyordu. Onun tanimina gore mutluluk, herkes için farkliydi. Insan mutluluğun onun için neyde olduğunu bulmali, onun pesinde kosmaliydi. Cogu insan bunu bulamadigi için mutsuz oluyor derdi hep. Ama bugun isin başka bir boyutunu da anladi. Epeyce insan da mutluluğun kendisi için nerede durduğunu bilmesine rağmen ona ilerleyemiyordu. Tum hayati boyunca karsisinda duruyordu mutluluk bazilarinin ama onlar erisemiyorlardi. Bireyler diğerlerinin arasinda gidip gelmekle tum enerjilerini harcıyor, etrafındakilerini mutlu ettiklerini sanarak hayatlarini surduruyorlardi. Ne etrafındakiler mutlu oluyordu ne de onlar gorus alanlari içerisinde olan mutluluğa ulasabiliyorlardi gecen yillar boyunca.

Yine kendince bir sonuca varma vaktinin geldiğini hissetti heyecanin doruğa ciktigi, bu çoktan uyumuş olmasi gereken anda. Insan sosyal bir varlikti. Ama aradaki o ince çizgiyi de kaçırmamak lazimdi. Insan bencil de bir varlikti. Insanlar kendileri için doğru gördükleri yolda ilerlemezlerse mutlu olamazlardi. Baskalarini mutlu ettiği için mutlu olan insanlar da vardi ama cok azdi. Insan kendi için mutluğun nerde olduğunu goruyorsa oraya ilerlemeliydi. En doğru yoldan ilerlemek zorunda değildi. Yol yok diye de vazgeçmemeliydi. Zamaninda dünyada hic bir yol yoktu. Yol acmaliydi gerekiyorsa. Ama herkesten uzaklaşıp, tek basina ilerlememeliydi.

Insan sosyal ve bencil bir varlikti. Mutlulugun orada olduğuna inanan diger insanlarla birlikte ilerlemeliydi. Farkli yolda ilerlediği için onu yargılayan, dislayan insanlarla yatayda hareket yapmamaliydi. Farkli yolda ilerleyip yollari ayrildigi için uzulen insanlara da sirtini dönmemeliydi fakat. Onlara artik yatayda ilerlemenin eskisi kadar kolay olmadigini, zorlastigini anlatmaliydi. Gerekiyorsa farkli yollarda mutluluklari için ilerdiklerinden oturu yatayda acilmasi zorlasan bu yolu onlar için acmaliydi. Ama herkes için bu yolu açmaya calismak mumkun olmayacaktır elbette. Sadece cok az insan için bu zahmete katlanabilicek noktaya gelecektir insan. Bu yolu actigi kişilerin kendileri için verilen kiymeti anlamasi ise bir elzemdir. Yoksa basa dönmek en kolayidir.

Coktan dişini fircalayip girdiği yataktan cikip, coraplarini giymeden disardaki hafif soğuk havaya doğru ilerlemeye hazirlanirken; karanlıkta el yordamıyla sigara paketini buldu. Suratinda ve ayaklarinda en cok hissettigi soğuk havada, gecenin sessizliğiyle sarili vücudunun en parlak noktalari olan gözlerini, gokyuzunu kaplayan isil isil yildizlara kiskanclikla dikip içinden tekrarladı.

Herkesin, herkesin kendisi gibi olmasini istedigi bir dünyada; O, herkes gibi olmaya calisiyordu. Ama anlamisti ki yapilmasi gereken; kendisi olabilmekti.

Sydney / Ekim 2017

Sevginin Yan Etkileri” için 2 yorum

  • 26 Ekim 2017 tarihinde, saat 09:02
    Permalink

    Kalemine sağlık, çok güzel bir yazı olmuş. Yatayda ilerlemek yerine riskleri alıp doğru yolu arayanlar, hatırlanacak ve hiç keşke demeyecekleri tecrübeler edinecekler bence. Başkalarını taklit eden veya başkalarına kendilerini taklit etmelerini tavsiye edenler ise sabit mutluluklarıyla yaşayıp gidecekler bu dünyadan.

    Yanıtla
    • 7 Kasım 2017 tarihinde, saat 11:45
      Permalink

      Tesekkurler Sinan Hocam yorum icin 🙂
      Umarim alinan riskler karsiligini verir, herkes kendinin ait oldugu yere ulasabilir de dunya bir nebze guzellesir.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir