Goc Etmek icin İngilizce Bilmek Gerekiyor mu?-Avustralya İzlenimlerim 1

Refik Halit Karay’ın Eskici diye bir hikayesi vardır, bilir misiniz? Okumadınız ise bu yazıdan önce onu okumanızı tavsiye ederim.

Sydney’de yaşamaya başlayalı 2 ayı geçti. Düzen kurma telaşına kapılıp ilk izlenimlerimle ilgili yazamadım. Ufaktan farklı açılarla ilk izlenimlerimi yazmak istiyorum bu aralar. Bu yazıda da Eskici hikayesinden anlayacağınız üzere dil konusu ile ilgili izlenimlerim üzerinden gitmek istiyorum.

Avustralya’ya neden göç ediyorum?” başlıklı yazılarımda, Avustralya’da konuşulan dilin İngilizce olmasının önemli bir avantaj olduğundan bahsetmiştim. Burada yaşamak İngilizce seviyeniz açınızdan çok faydalı olacaktır. Bu zamana kadar öğrendiğiniz yabancı dil olan İngilizcenin de ekmeğini yemiş olacaksınız sonunda. Başka dil konuşulan bir memlekete gitseniz dil konusuna sıfırdan başlayacaksınız.

Ben anadili Türkçe olan, İngilizceyi sonradan öğrenmiş bir bireyim. Hem de epeyce sonradan. İngilizce öğrenmeye lisede başlayıp, üniversitede İngilizce eğitim aldım. Lisede gramerden öteye geçmedik desem yeridir. Diğer yandan üniversitede okulum sayesinde yüksek doz İngilizceye maruz kaldım. Ama tahmin edeceğiniz gibi okulda sadece mesleğinizle ilgili konuları öğreniyorsunuz. Örneğin yemek tarifi ile ilgili terimleri öğrenmeye, İngilizce mühendislik okumanın pek de faydası yok. Durum böyle olunca, iyi bir İngilizce seviyesine sahip olmak sizin kişisel uğraşınıza kalıyor. Ben bu işe pek kendimi vermedim şahsen. Dil öğrenme konusunda da yetenekli olmadığım için az emekle çok yol da kat edemedim.  Bu yüzden çok iyi olamadım hiçbir zaman. Bu itiraflardan sonra Avustralya’da dilin anlam ve önemi ile devam ediyorum.

Topluma ayak uydurmak için İngilizce bilmek şart burada. Ne kadar iyi biliyorsanız, düşündüklerinizi ne kadar iyi ifade edebiliyorsanız o kadar öndesiniz. Bir söz vardır, Mevlana’nın sanıyorum. “Anlattıkların karşındakinin anlayabildiği kadardır” diye. Ben bu sözden yola çıkarak “Bildiklerin karşındakine aktarabildiğin kadardır” demek istiyorum. Ne kadar akıllı, ne kadar bilgili olursanız olun kendinizi güzelce ifade edemediğiniz sürece fark yaratamazsınız. Bu Türkçe konuşurken de geçerli. Ama İngilizce ana dili olmayan her insan, seviyesi ne olursa olsun, kendini İngilizce olarak ifade ederken bir tık eksik kalıyor. Bu nedenle dil buradaki en büyük dezavantajların başında geliyor bence.

Bu dünyanın sonu demek değil tabi ki de. Şunu duymak sizi çok rahatlatacaktır. Burada oldukça fazla sayıda sizin gibi anadili İngilizce olmayan insan var. Herkes bu zorluğu yaşıyor. Zamanla İngilizce seviyeniz artacak ve kendinizi daha fazla açıklıyor konuma geleceksiniz elbette. Günlük hayatınızda sürekli İngilizce konuşmanız bu süreci inanılmaz hızlandıracak.

Benim buraya gelmeden önce en büyük korkum Türkçe konuşma şansına sahip olamamaktı. Duygularımı tam olarak açıklayamamaktan, içimi birilerine dökememekten çok korkuyordum. Daha önce yurtdışında yaşamaya başlayıp benzer zorlukları yaşayan arkadaşlarım oldu. Dertleşmek insanın temel ihtiyaçlarından biri bana göre. Bu nedenle Eskici’de anlatılmak isteneni çok iyi anlıyorum. Bugün bu hikayeyi tekrar okuyunca yine duygulandım.

Ama üzülmeyin benim burada çok güzel arkadaşlarım oldu. Burada Türkiye’den gelmiş, benim yaş grubumda, hayat görüşlerimiz benzer olan birçok arkadaş edindim. Beni Hasan’ın durumuna sokmadılar hiçbir daim. Bu yazıyı okuyan ve bir gün Sydney’de yaşamaya başlayacak olan herkese de burada olduğum sürece dertleşme konusunda benim kapım açık olacaktır.

Toparlayacak olursam. İlk olarak, burada hayata adapte olmak için, iş bulmak için, gerekli vizeleri alabilmek için dil öğrenmeniz şart. İngilizceniz çok iyi değilken de iş bulabilir, yaşayabilirsiniz. Ama hayatın bir tık dışında kalır, düşük kalite işler de çalışırsınız. İkinci olarak, İngilizce öğrenmek için burası çok iyi bir ortam. Ama siz öğrenmek istemezseniz, çaba sarf etmezseniz; öğrenemezsiniz. Öğretmenlerimizin çok sevdiği musluk, tas benzetmesi ile açıklayacak olursam; burada su şarıl şarıl akıyor ama tası altına tutmazsanız dolduramazsanız. Son olarak, Türkçe konuşamamak kâbusunuz olmasın. Burada bir sürü sizle aynı anadili konuşan insan da var. İstediğiniz kadar Türkçe konuşan insanı hayatınıza alırsınız, karakterleriniz uyuşursa güzel arkadaşlıklar edinirsiniz. Benim gibi oraya gidince dilim şişecek diye korkmanıza gerek yok.

Sydney / Mart 2017

Goc Etmek icin İngilizce Bilmek Gerekiyor mu?-Avustralya İzlenimlerim 1” için 5 yorum

  • 10 Temmuz 2017 tarihinde, saat 00:24
    Permalink

    Merhaba,
    Sidney’de bir dil okuluna kayıt oldum. Vize alabilirsem inşallah Ağustos ayında dil eğitimim başlayacak. İnşallah kısa sürede öğrenirim.

    Yanıtla
    • 26 Nisan 2018 tarihinde, saat 08:53
      Permalink

      Selamlar,
      Bende Dil okulu ile vize alıp gelmeye çalışacağım.Eğer gelirsem seni orada bulacağım dostum.
      O halde kısa süre içerisinde görüşmek dileğiyle
      Hoşçakal.

      Yanıtla
      • 26 Nisan 2018 tarihinde, saat 16:26
        Permalink

        Selamlar Serdar Hocam,
        Tesekkurler mesajiniz icin. Umarım vizeyi amirsiniz sorunsuz. Görüşmek dileğiyle!

        Yanıtla
  • 4 Eylül 2018 tarihinde, saat 16:20
    Permalink

    Eskici hikayesini bilmiyordum, önceden okuduysam bile unutmuşum. Okurken duygulandım, gerçekten kendi dilinde dertleşebilmek bizim için en temel ihtiyaçlardan biri benim için de. Keşke ben de Avustralya’ya gelebilsem ancak mühendis değilim, elde sadece akıcı seviye ingilizcem ve uzun süredir icra ettiğim dış ticaret mesleğim var. Sanırım bu etmenler yeterli olmayacaktır. Teşekkür ederim paylaşımların için kardeşim.

    Yanıtla
    • 11 Eylül 2018 tarihinde, saat 13:59
      Permalink

      Cihan Hocam teşekkürler guzel yorumunuz icin! Yeterince isterseniz herkes icin bir yol var ama epey zorlu olacaktır gelmek..

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir