İmparator

İyi ahlak, mütevazı ol dedi ona. İyiyim demedi, iyisin denmesini bekledi. İyi ahlak, uslu ol dedi ona. Yaramaz çocuk olma, deneyerek değil dinleyerek öğren dedi. Akıllıydı, iyi gözlemciydi. Çok zor olmadı uslu çocuk olmak onun için. İlk kendi denemedi, diğerlerinin denemesini bekledi. Diğerlerine verilen tepkiye göre kendi de denedi. Kimse ona kızmadı, kimse ona yaramaz çocuk demedi. Yaramaz çocuk tarafından kandırılanı oynadı hep. Çok oldu fikri ortaya atıp, ilk denemeyi başkasına yaptırdığı. Safı oynadı, manipüle etti diğerlerini. Büyükleri izledi, uslu çocuk olmanın kriterlerini öğrendi. Kurallarını bildiği her oyunu, kuralına göre oynamasını bildi. Artık büyüse de, hep kendi gibi büyükler aradı onu uslu çocuk olduğu için takdir edecek. Hep başka büyükler buldu takdirlerini alacağı. Daha çok insan tanıdıkça daha çok insanın takdirini topladı. Daha çok takdir, daha da mutlu etti onu. Bir gün büyüklerinin takdirlerinin kesiştiklerini fark etti. Kesişim kümelerindeki takdirleri toplayarak, matematik bilgisini gerçek hayatta kullandı. Bir noktada kesişim kümelerinden toplanan takdirlerin heybesini dolduramayacağını fark edip fark kümelerindeki takdirlere yöneldi. Büyükleri kuytuda kıstırıp ayrık kümelerindeki takdirleri kazanmanın kurallarını öğrendi, oyunu kuralına göre oynadı ve takdiri heybesine attı. Fark etti ki heybesini doldururken kendi kümesini çiziyor. Kümesi epey büyümüş, birçok kümeyle kesişmişti fark ettiğinde. Sahip olduklarının hepsini kesişim kümelerine dağıtarak tüm kesiştiği kümeleri takdir haracına bağladı. Daha fazla komşu kümeyi haraca bağlamak için kendi kümesine sürekli yeni elemanlar ekledi. İşler iyi gidiyordu. Eleman üzerine elaman katıyordu kümeye. Hatta katılması gereken bir sonraki elemanı da epey iyi analiz eder konuma gelmişti. En çok komşu kümeyle kesişmesini sağlayacak elemanı tespit edip onu katıyordu kümesine. Böylece kesiştiği küme sayısını hızlıca çoğaltıp, heybesine akan takdir akışının debisini arttırıyordu. Dediğimiz gibi işler iyi gidiyordu. Resmen kendi küçük takdir imparatorluğunu kurmuştu. Altına yaptığını açıklamaya çalışırken koparttığı bağırtıları, annesinin yoğun ısrarları üzerine kesmesiyle kazandığı o ilk, küçücük aferinin temellerini attığı takdir derebeyliği; kocaman bir imparatorluk olmuştu. Duygulanmamak elde değildi. Bazı bazı kenara çekiliyordu ve heybesine akan o kocaman takdir ırmağının akışına bakarak mest oluyordu. Gerçekten bu işi küçüklükten beri iyi yapıyordu. İstese bir yolunu bulur herkesi takdir haracına bağlayabilir gibi hissediyordu. İmparatorluğu olsa da sırf inat uğruna bazen azıcık getirisi olan hedefleri takdir haracına bağlıyordu. Bu tip davranışlarının arkasında süper egosunun olduğunu biliyor ve bu kadarlık da olur diyordu. Sonuçta imparatorsa da, o da insan değil mi? İmparatorluk yönetmenin getirdiği görev ve sorumlulukları aksatmadığı sürece süper egosunu da biraz tatmin edebilir. Tüm düzen kusursuz şekilde işlerken günlerden bir gün imparatorlukta küçük bir isyan çıktı. Kesişim kümelerinin birinden gelen akış durmuştu. Bu durumun nedenini araştırdığında, daha büyük bir akış sağlamak adına yerini değiştirdiği bir elemandan ötürü bu küçük komşu kümeyle olan kesişim kümesini boş kümeye dönüştürdüğünü fark etti. Akış kaybı yaşaması imparatoru üzdü ve derhal kesişim kümesine başka bir elaman transfer edip akışı tekrar sağladı. Fakat bu günden sonra imparatorlukta düzen artık kusursuz olarak tanımlanamadı. O akışı sağlayalım derken bu akış durdu. İmparatorun mevcut akışları koruyarak yeni akışlar elde etmesi için eleman kazandırma hızını arttırması gerekiyordu. Öyle de yaptı. Artan eleman ekleme hızı sayesinde düzen bir süre daha işleyip imparatorluk daha da genişlese de, bir noktada eleman ekleme hızı arttırılabileceği son limite dayandı. Bu durumun doğal sonucu olarak iki seçenek belirdi. İmparatorluk ya mevcut takdir akışıyla idare edilecekti ya da yeni akış kazanmanın ön koşulu olarak mevcut akışların bazılarından vaz geçilecekti. Diğer yandan modern çağın getirdiği bir gerçek de denkleme katıldı. Sahip olunan tüm elamanlar artık daha çabuk eskiyor, değersizleşiyordu. Yeni eleman ekleme hızına ilave olarak artık elaman kaybetme hızı da düzenin önemli bir bileşeni olmuştu. Yeni eleman ekleme hızının doğal sınıra ulaşması ve elaman kaybetme hızının günden güne artmasıyla imparator bir çıkmaza girdi. Sürekli limitlerde çalışmak zorunda kaldı. Sürekli limitte çalışması onu oldukça yıprattı. Sürekli limitte çalışmasının da yeterli olmadığını fark ettiğinde çok üzüldü. Kendi elleriyle kurduğu imparatorluğun bu çıkmaza girmesi can sıkıcıydı. Çaresiz küçülmeye gitti. Kesişim kümelerini kaybetti. Kaybettiği her kesişim kümesini seni bir gün geri alacağım diye bıraktı. Kesişim kümelerini bıraktıkça onları geri alamayacağını da öğrendi. Onca zorlukla kazandığı kesişim kümelerinin o kadar kolay ve hızlı kaybedilmesi onu daha da çok üzdü. Mevcut bileşenlerle tekrar düzeni sağladı. Yer yer eski günleri hatırlayıp üzülse de hala heybesine takdir akışı devam ediyordu. Sadece takdir akışı artık artmıyordu. Olsun diye geçirdi içinden, heybesini hala dolmaya devam ettiğini hatırlayarak. Uzun yıllarca aklına gelmeyen başka bir konu geldi sonra tecrübeli imparatorumunuz aklına. “Acaba heybemin ne kadarı doldu?” diye merak etti. Açtı baktı çok geçmeden heybesine. İmparator, dondu kaldı. Yıkıldı gördükleri karşısında. Ona oyunun kuralını öğretenlerin belki de hiçbir zaman görmedikleri gerçeği görmüştü. Tüm hayatını doldurmaya adadığı heybesi delikti. Çok şaşırdı, uzunca süre kendine gelemedi imparator. Tüm uğraşlarının boşa olduğunu anladı. Çok kızdı kendine neden açıp baktım diye sonra, açıp bakmadan önceki mutlu günlerini hatırlayarak. Sana mı kaldı “acaba?” ile başlayan cümleler kurmak dedi. Kabullendi sonra, artık eskiye dönüşün olmadığını. Tüm dünyası alt üst olmuştu. Bu yaşına kadar edindiği tüm kabiliyetlerin bir hiç uğruna olduğunu düşündü. Tüm hayatını uslu çocuk olarak yaşayıp, en olmadık yerde yaramaz çocuk olmuştu. En öğrenmemesi gereken bilgiyi öğrenmişti anlamsız bir deneme ile. Yıkıldı, uzunca süre toparlanamadı. İmparatorluk küçüldükçe küçüldü. Eleman kazanma hızının sıfıra inmesi ve eleman kaybetme hızının mevsim normallerinde seyretmesiyle, kümesi küçüldü. Kesişim kümeleri kaybedildi, takdir akışı yavaşladı. İmparator bu sırada kümelerin anlatıldığı ilk matematik dersini hatırladı. Kara tahtaya çizilen dairenin yanına yazılan A harfini hatırladı. Öğretmeninin “A kümesi” dediğini ve tüm sınıfa bunu tekrarlattığını hatırladı. Evet, kümeleri iyi anlamış, sınavdan yüksek almıştı. Ama onun anımsadığı başka bir noktaydı. “A kümesi” diye çizilen dairenin nasıl bir kümese benzetildiğini anlamamıştı. Öğretmeni tarafından takdir edilmeyecek kadar saçma bir soru olduğunu düşündüğü için de soramamıştı. Kendi kendine cevaplamaya çalışmıştı. Dairenin içinde harfler, semboller var. Kümeste de tavuk ve horozlar var. Biz daha çocuk olduğumuz için öğretmen konuyu gerçek hayattaki nesnelere benzeterek anlatmaya çalışıyor. Aslında bakınca da mantıklı demişti. Tüm hayatı boyunca kümelerle uğraşırken kafasının bir köşesinde tavuk ve horozlar vardı. Matematik sınavında aldığı pekiyi ile en çok takdiri o toplamıştı. Dediğim gibi uslu çocuk olmak hiçbir zaman çok zor olmadı onun için.  Zor olan uslu çocuk olmanın götürdüklerini çok sonradan edinmeye çalışmak oldu. Kuralları belirli oyunları güzel oynasa da, oyun oynamak için kural konmasını bekledi. Diğerlerini denemek için iyi yönlendirmeyi bilse de ilk kendinin denemesi gerektiğinde deneyemedi. İnsanların ona kızmasını kabullenemedi, kızdıklarında dağıldı, yıprandı. Şimdi tüm hayatını uslu biri olarak geçirmiş bir birey olarak yolun ortasında yapayalnız hissetti kendini. Daha önce düşündüğünü tekrar hatırladı: Bu yaşına kadar edindiği tüm kabiliyetlerin bir hiç uğruna mıydı? Öyle olmamalı dedi kendi kendine. Cevabını bildiği soruları sıraladı kafasında:

En yüksek takdir akışını sağlamak adına hangi komşu küme ile ortak elemana sahip olunmalıdır?

En yüksek takdir akışını sağlamak adına kümeye katılması gereken bir sonraki eleman nedir?

Herhangi bir komşu ile hangi eleman aracılığıyla kesişim kümesi kurulabilir?

Kümeye elaman nasıl katılır?

Kümedeki elemanlar akışı en yüksek hale getirmek adına hangi kesişim kümelerine yerleştirilmelidir?

Tüm bildiklerini tekrar ettikçe hepsinin heybeye olan takdir akışını arttırmak amacına hizmet etmekte olan araçlar olduğunu hatırladı. Heybeyi açınca bu amacın bir balon olduğunu acı bir şekilde öğrenmişti. Peki tüm hayatını adadığı bu amaç ortadan kalkınca ne yapması gerekiyordu? Çok uzun süre bunu düşündü. Vardığı sonuç paha biçilemezdi. Kabiliyetlerini yeniden kazanmış gibi hissetti bu sonuçla. Onun kabiliyetleri birer araçtı. Ona öğretilen bu yanlış amaca ulaşmayı sağlayan, etkili araçlar. Doğru amaca ulaşmak isterse bu araçlara daima sahipti. Vardığı sonuç ile doğru amacı bulduğunu düşünmüştü. Doldurması gereken dibi delik takdir heybesi değil, ona ait olan kümeydi. Kümeye alması gereken bir sonraki eleman en çok komşu küme ile kesişmesini sağlayacak eleman değil, kendi kümesinde istediği elemandı. Kendi kümesinde bulunan elemanları ne şekilde yerleştirdiğinin bir önemi yoktu, kümesinin içinde yer almaları yeterliydi. Komşu küme ile kesişim kurmak için kümesine elaman almak zorunda değildi, kendi istediği elemanları ekleyerek kesiştiği komşu kümeler onu ilgilendiriyordu. Eleman kaybetme hızından ötürü endişe etmesine gerek yoktu; bu zamana kadar kümesinde istemeyeceği birçok elemanı kümesine almıştı, tek yapması gereken onları çıkışa yakın koymaktı. Eleman ekleme hızı oldukça yüksek olduğu için doğru elemanı seçtiği takdirde işlerin çok da zor olmayacağını biliyordu. Anlamsız bir amaca hizmet etmiş bir imparatorluk kurmak için harcanmış onca çabaya üzülse de bir amaca hizmet etmek adına kazanılmış kabiliyetleri olduğu için memnundu. Doğru amacı bulduğunu hissettiği bu noktada, kabiliyetlerini kullanmaktan tereddüt etmeyecekti. “Yenik imparator kümesine ekleyecek tavuk ve horozlar arıyor” diye geçirdi aklından. Sormadığı soruları hatırlayıp, soru sormayı öğrenmesi gerektiğine kanaat getirdi. İlk büyük denemesinde hayatının baştan sona değişmesini hatırlayıp dinleyerek değil deneyerek öğrenmek gerektiğine kanaat getirdi.  Çocuk dediğinin doğasında uslu durmak değil yaramazlık yapmak vardır diye düşündü ve doğacak çocuklarını hayal etti. İmparator yeniden doğmuş gibi hissetti. Öğrenmişti.

Ankara/2016

DMCA.com Protection Status

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir